TEDP GÜNLÜĞÜM

Kendimi yeni bir çalışmanın ortasında bulduğum da artık çok geçti. Günlerce söylenerek gezdiğimi hatırlıyorum. Gerçi durum diğerleri için de aynıydı aslında. Kafa kafaya verip daha ne olduğunu bilmediğimiz TDEP (o zamanlar adını bile doğru yazamamıştım) hakkında epey dedikodu yapmıştık.

          İlk toplantıda dünyam sanki ters yüz olmuştu. Hiç bir şey anlamamıştım; ancak benden başka herkes gayet aydınlanmış görünüyordu. Meğer sadece öyle görünüyormuş. Tamamen bir ”Bir dokun bin TEDP işit” boyutundaydı her şey. Anlamamıştım, hiç kimse anlamamıştı. Anlatanlar bizim dilimizden konuşmuyordu sanki. Anlamamanın dayanılmaz ağırlığını, anlatanlara yüklenerek hafifletmeye çalıştım; ama boşuna…

         Nasıl olduğunu anlayamadan kendimi Okul Temelli Mesleki Gelişim çalışmalarının içinde buldum. Ancak yine onlar anlatıyor, ben anlamıyorum. Farkında olmadan bende bir  ”Onlar” kavramı gelişti. Bu hep böyle mi devam edecek? ”Onlar” anlatacak ben anlamayacak mıyım?

        Bugün bir çalışmadan bahsediliyor. Eksik yanlarımızı saptayacağız. Çekirdekte bir sorun olacak ve biz bu sorunu çözmek üzere sorular hazırlayacağız. Elmas çizdik. Daha doğrusu elmas dedikleri ve benim yine anlamadığım bir şey. Yalnız itiraf etmeliyim ki; sanki ufukta hafiften bazı belirtiler var.

       B yeterlik alanıyla tanıştık. Ama zaten şahsen tanışıyorduk, sadece adını bilmiyorduk. Evet, öğrenciyi tanıma alanının ortasında yalnızım çok yalnızım.

       Bulutlar yavaş yavaş dağılmaya ben de bir şeyler kavramaya başladım. Belki de alıştım her şey rutine dönüştü birden. Bir de şunu anladım: Bir taraftan şikâyet ederken garip bir böbürlenme fark ettim kendimde. Hafiften bir övünme de var gibi. Fakat bazı çalışmaları amatörce uygulamışım gibi geliyor. Hep farklı şeyler yapmak istediğimi hatırlıyorum. Lise son sınıf öğrencilerimden biri bir kedi yavrusunu sınıfa getirmişti. Onlar beni iyi tanıdığı için kötü bir tepki vermeyeceğimi de biliyorlardı tabi. Ben de durumdan yarar sağlamak için bununla ilgili bir metin seçmiştim. Kaybolan yavru bir kediyle ilgili; ancak birkaç ay sonra işleyeceğimiz bir konuyu o derse çekivermiştim. Bu arada Mine’yi tamamen unutmuştuk. Kedi ve köpekten çok korkan bu kızım ayaklarını sıranın üzerine toplamış ciyak ciyak bağırmaktaydı. İkinci dersin sonunda nasıl olduğunu anlamamıştık ama Mine’yi parmak uçlarıyla kediye dokunurken yakalamıştık. Öğretmenlik yaşamımda böylesine güzel ve hayatın tam kendisi olan dersler işledim sonraları da.

     Tedirginim biraz. Bir şeyleri yapamıyormuşum gibi geliyor. Bana mı öyle geliyor? Herkesin elinde kalın, kabarık bir klasör. Yaptıklarımız gerçekten yararlı olacak mı? Belki uzun vadede. Umarım kendi kendimizi kandırmıyoruz ve gerçekten bu yapılanlar eğitim adına yararlı olur. Üzerime düşeni yapıyorum. Sorumluluğu severim, bana güvenilmesinden hoşlanırım. Yapabileceğimin en iyisini yaparım. Görüşme formları dolduruyoruz. Kavramlar hala yabancı geliyor. Zaten oldum olası alan terimlerini sevmezdim. Başka bir dilmiş gibi gelirdi hep. Artık daha rahatım. İl çalışma ekibi sorumlusu okuldaki idareciler gereken desteği hep verdiler.… Şimdi kavramlara daha anlaşılır adlar bulduk. Birbirimizi artık anlıyoruz galiba ve amacımıza doğru adım adım ilerliyoruz. Bir şeyler hep tanıdık geliyor, daha önceden bildiğimiz ama yapmadığımız.

      Bu arada Gelecek İçin Eğitim çerçevesinde bilgisayar kursuna başladım. Bu yaşta, hangi gelecek, ama ben kursuma gidiyorum. Keşke bu eğitimi daha genç birileri alsaydı. Söylene söylene gidiyorum, gidiyoruz. Sabah bir çıkıyoruz, herkes farklı yönlere dağılıyor, geç vakit dönüyoruz. Beş dakikada bir kızımı arıyorum. Acaba eve döndü mü? Sabahtan beri görüşmedik. Ancak büyük bir gerçek var ki artık kızımla msn yoluyla haberleşiyorum; çünkü artık bir msn adresim var. Gerçek yüzüme bir bardak soğuk su gibi çarpıyor. Söylene söylene başladığım her iş sanki bana bir ders veriyor.

       Oğlum gitti! Hem de ne gidiş. Tedp, bilgisayar kursu, okul üçgeni arasında yavrumun gidişini bile anlayamadım. 26.000km ‘ye uçtu gitti. Bu kadar basit. Bir gerçek daha, bu sefer buzlusundan.webcami kendim kurup oğlumla görüşüyorum, e-maillerime bakıyorum,bazen cevap yazıyorum; ancak çoğu kez gönderemiyorum. Artık görüşme formlarımız elektronik ortama geliyor, doldurup “tık”bir tuşla gönderiyoruz. Çok kolay !?... Hayır değil! Dakikalarca  p ve ş aradım ben.
       Artık OKUL TEMELLİ MESLEKİ GELİŞİM’in gittikçe yayılacak bir çalışma olduğunu biliyoruz. Biz öncüyüz. Tarihe adımızı elektronik harflerle yazdık.

        Aradan geçen bunca zamana rağmen yine huzurlu değilim. Sonra daha çok başında olduğumuzu hatırlayarak rahatlıyorum. Ben bir sinemaya götürmek için bir araya getiremediğim öğrencilerimi düşünürken diğer tarafta özveriyle tek tek ev ziyareti yapan arkadaşımın çalışmasını kendim yapmışım gibi gururla dinliyorum. Biliyorum ki bizler kocaman bir bütünün parçalarıyız. Limontepe’den, Tınaztepeden uzanan eli biz Gaziemir’den tutar, diğer arkadaşlarımla bütün Türkiye’yi çepeçevre sararız.

       Ancak yine içimi huzurla dolduran başka şeyler de var. Çünkü ben OKUL TEMELLİ MESLEKİ GELİŞİM’in acemilik döneminde hissediyorum kendimi. Önümüzdeki dönemde seçeceğim uygulamanın daha akılcı ve yararlı olacağını biliyorum. Artık adım atarken neden bu kadar temkinli olduğumu da. Küçük bir kartopunun etrafında giderek büyüyen sıcak ve parlak bir çığın bir parçası olmanın onurunu taşıyorum. Gönülsüz başladığım bu gönüllü çalışmanın atılacak her adımında orada olacağımı da biliyorum.Kendimi büyük bir ailenin önemli bir bireyi sayıyor ,teşekkür ediyorum,

 Tülay Saçan
Türkçe Öğretmeni
EB.Atatürk İlköğretim Okulu